'Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım.' Bedri Rahmi Eyüpoğlu

Özgen Ayhan Anılar Hatırımda Kalanlar 7


GÜLLE OYUNU,
Genç kardeşlerimiz, bizim zamanımızda internet, bilgisayar vs olmadığı için, büyüklerimizden gördüğümüz oyunları hep birlikte oynardık.
Bunlardan biri de GÜLLE (misket) oyunudur. Gülleler, 1. Abilerimizin sal taşlarını çekiçle yontarak küre şekline getirirler daha sonrada bunları kaya üzerindeki uygun oyuklarda pürüzlerinden giderilerek, cilalayarak yus yuvarlak hale getirirlerdi. Cami çeşmesinin kurnaları üzerinde çark denilen bu oyuklar hala duruyor olmalıdır. 2. Çini (cam) gülleler: Çeşitli, albenili renklerde olur, genellikle köye gelen çerçilerden yumurta karşılığı alır, ya da gurbetten getirilirdi. 3. Naylon gülleler: Bunlar en ucuzları idi fakat çok hafif olduklarından hedefi vurmak zordu.
Gülle oynu, genellikle, badem ve cevizlerin olgunlaştığı zaman, bireysel veya ortak olarak oynanırdı. Ortaklara BARO derlerdi. Badem yada cevizler bir, iki adım mesafe ile düz bir çizgi halinde dizilirdi. İkişer bademle oynanırsa çüt (çift), dörder bademle oynanırsa güz derlerdi. Birkaç adım mesafeden yerden, işaret parmağı üçüncü parmağın üstüne konulup gerdirilir ve itilerek öndeki gülle fırlatılırdı. Bademleri vuran ona sahip olur ve atışa devam ederdi. Ta ki vuramayana kadar. Eğer rakibin güllesini vurursanız, onun topladığı bademleri de alırsınız ve rakibiniz oyun dışı kalırdı. Yerde badem kalmayınca oyun yeniden başlardı. Şansınız yaver giderse iki cebinizde badem yada ceviz dolardı. Bunlar sonra afiyetle yenirdi.
Bu geleneksel atış şeklini Galip ve Gavsi kardeşlerimiz bozdu, yeni bir gülle atış şekli getirdiler. İkini parmak ile baş parmak daire şeklinde birleştirilir, uca gülle sıkıştırılır, diğer elin parmağı ile desteklenerek çok şiddetli bir şekilde gülle fırlatılırdı. Çok ta iyi vururlardı. Bunlarla baş edemeyince “eliniz yerde olacak, yoksa saymayız…” diyerek önlem alıyorduk. Onlar da serçe parmaklarını yere koyarak oynarlardı. Sonra bu atışı başta Soner olmak üzere birçok arkadaşımız da öğrendi. Bu oyunu hemen her gün oynardık. Ganival’daki harman, Harmanlar, Fadıllar ile İbrahimlerin evlerinin ara sokağı en çok hatırımda kalan oyun yerleri idi. Sanırım bir ceviz dört badem yerine geçerdi.

-*-
Bundan sonra: "Çiçi maçan ne ister..." bilen var mı?

Yorumlar

En Çok Okunanlar

Köyümüzdeki Kısa Ziyaretle İlgili

Babam Mazhar Çene'nin Benimle Paylaştığı Bir Anı